Yüzündeki çığlık
izleri de sahipsiz kalmış mesela.
Vefalı yâr bilinen yalnızlık da seni terk ettiğine göre , ezbere bildiğin o tüm gitmeleri unut.
Dudak hafızası var,
biliyorum.
Izdırap gösterisi gibi.
Her bahçe sonbahar
renginde mi üzülür peki?
25 Ağustos 2016 Perşembe
25 Ağustos 2016 Yaşanan, özne düşmesiydi yakadan. Akla gelen bir rüzgar anklot devirden, tabiatıyla esip geçen kül çığlıkları içinden. Prens kadının saçlarını okşayarak çıkaran hipnagojik halüsinasyonlarının içinden... Bir kare içinde minik üçgenlerle oynayıp, çok bilinmeyenli denklemlere koşan.
Dramatik soprano
olan vişne kadını ve lirik tenor salyangozu, gurur ve saflık arasında bir yerde çarpıştıran.
Perdesine kilit vurulan bir sahnede, anahtarı ele geçirebilmek için perde arkasında oynanan seyircisiz oyunun hayali akışları duyulan.
bu sesler...
göğüs kafesi dar...
gece yarısı...
ter çokça...
tüm bakışlar gök yüzüne yapılan bir büyü.
Oyunda yırtılan bir küfürden doğacaktı anahtar, kimsenin duymadığı.
21 Ağustos 2016 Pazar
21 Ağustos 2016 Bir araya getirmek için odanın "karşılıklı" duvarlarını,yıkmak gerekiyordu. Kırılan tuğlaların parçalarının ayırt edilemeyecek şekilde birbirlerinin üstüne düşmesi , altında kalması gerekiyordu. Fakat bir araya gelen duvarlar değil, duvarı oluşturan tuğlalar değil, tuğlaları oluşturan killer olacaktı. Elbet saf kil değil. Kohezyon etkisi insan ile devam ediyor, nemin devinimi sağlanıyordu. Bir araya gelen bu killerden tekrar tuğlalar yapmak, tuğlalarla duvarlar örmek ne yarar sağlayacaktı? Yıllardır aynı duvar sadece yer değiştiren aynı killerden oluşmuyor muydu? Peki, duvarı boyamak ne yarar sağlayacaktı? Tavan da bir duvardır. Konu yine aynıysa "karşı" duvara anlatılıyordu. Sonra yıkıp, döküp, tekrar örülüp boyanıyordu. Ve konu yine aynıydı. Sağa, sola, öne ve arkaya doğru yıkılan duvarlar dışında bir de tavan vardı. Tavan duvarı? Taban duvarı? Tavan büsbütün tepeden inecekti. Konuyu ona taşımak en uygunuydu. Tavanı tabanınsa ve konu aynı anda ona taşındıysa; tepeden inmeyecek ve çökmeyecekti. .ittevvuk anavat adnamaz ınya tevvuk anabaT
17 Ağustos 2016 Çarşamba
17 Ağustos 2016
His sarhoşu
Geçip gidenlerin gölgelerini izlediği duvarlara sövüyor,
sonra onları okşuyor ve en sessiz olanın dibine sızıyordu.