26 Temmuz 2016 Salı


26 Temmuz 2016

Sürç-i insan ettiğim çoktur.
Artık aynalarda görünmemekte zamanı durdurmuyor... 
Sisten dağılıyor hep tren vagonları,
Vagonların içindeki insanlar,
İnsanların içindeki insanlar
ve ellerin.

Avuç içlerine sakladığım yanmış perdeleri pencerelerimin.
Önlerinde hep ölü çiçekler.

Zaten ışıksız bir geçmişten gelmiyor muydu tüm bu kangren olmuş beden?
Sıkı sıkı sıkılmaktan!
Anılar da kopuk kopuk hep inceldikleri yerden.

Yitiklikler hikayesi, ölülere okunan.
Bencil hayaller, sirklerden çalınan.

Yeterince acı çektiysen kanıma karışmışsındır sinsice.

!ineb elkeb admıramad haŞ




25 Temmuz 2016 Pazartesi


25 Temmuz 2016

Zamansız büyüyordu kesişmeyen kistlerimiz,
İstemsiz büyüyordu birbirinden haberli ama kendinden bihaber kistlerimiz.
Son mısralarımızı yazmadan duvarlarına bu ergen bilmezliği ile büyüyen şehrin.
Gidemiyorduk da garına, gidemiyorduk da yanına...

Her uyanışında saç diplerinden usulca çektiğin ellerin sonra
Birbirine üvey...
Birbirine yetim bazen...

Her yaptığım göçte ellerine dökülen kelimeler, düşen cümleler...
Tüm ünlemlerim diyorum devrilmesin.
Kalmışsa ayakta, kursakta kalmamışlığındandır.

Dudak kıvrımını düşünürken kesiliyor bileklerim.
Sesini duyuyorsun!

Rüyamda isimsiz bir kente sürüyorum bisikleti,
Beş isimsiz sokak boyu gidiyorum saklamak için sesi.

Bir ses biliyor seni , bir de bileklerimin acısı...

Çok sevişip çok terleyen karıncalardan basıyorum bileklerime, isimsiz kentlerden topladığım.