Ağustos 2013
Baktığımda gözlerimi kanatandı yaran
Düşünmezdin bildiğimi ve gördüğümü seni.
Kelimeleri yer, cümleleri bazen fütursuzca tükürürdüm sağa
sola
Ve sonra kendimi aşağılar, kendimle kavga ederdim sakince.
Kötürüm gibi durur, lal gibi bağırır ve bir ama(kör) gibi
bakardım sana
Beni karşında değil yanında tut derdim, susarak attığım
çığlıkları duy ve bakışımı çöz isterdim hep
Ayrı bilmeseydin beni senden, gider miydim ana rahmine doğru
yalnız?
Senin doğalındı benim doğam olmayan.
Üfledin bir kere Sur’a
Kopardım kıyametimi ben de kanıp sana
İşte şimdi kurtulan ruhumdu müebbet hapisten!
Varsa da yanacağı saçın renkli ateşte, acıtmazdı.
Dinlenir şimdi ruhumun
fısıldadığı renkler yeryüzünden
Duyulmasa da rengi ,okursunuz sesini tesadüfen kendinizi
ararken bulacağınız bir gökkuşağında
Yarım yamalak!!
Söylersin de beni yerine koyduklarına ve yerime koyulacak ya
da koyulanlara çoktan.
Geçmiştim, gelecektim ve gitmeyecektim
Hani ben geçmiştim ya gitmemek için
Seni mi unutmuşum ben meğer
Üfleseymişim bunu, indirirmiş şiddetinden tavanı meğer duvardaki
çatlak sıva
“”Aaah ah bilirdim de lal olurdum duvarına…..””
Bakarız şimdi imitasyon insan gibi boşluğa
Sanmayınız ki benim de bir elim kolum dostum ya da bir
tavşanım var
Gayet sıradan duvarlarım küflerim ve bir de nasırlarım var.
Hani şimdi saçlarında yanıyorum ya
İyi ki diyorum.
Özür diliyorum, büyüyoruz galiba utanmadan.