24 Ocak 2014 Cuma

6 Ocak 2014

Damarımızı delendi taze aşk
Fışkıran ruhunu toplayamazdın ona
Darmadağındı şimdi bütünüyle ben
Saçılan koku kimin sesiydi
Ya da sağır mı etmişti onca yemin
Duymamış mıydık bakıştaki o en büyüğünü renklerin.

23 Ocak 2014 Perşembe


6 Ocak 2014 

Günlerden sanki hiç gibiydi.

O kadar geçmezdi zaman artık.
Uyanır mı artık içindeki çocuk her sabah,
Ya da koşar mı baloncunun peşinden nefes nefese?
Yıldız toplayıp getirir mi her gece,
Yüreğinin en derinini serer mi şimdi uyanamamış bir güzele?



Ve biz şimdi birbirimizde acı veren bir noksanız!!

14 Ocak 2014 Salı

Eylül 2013

Gökyüzündeydi bütün ben
Seni arayan tüm yokluk içinde,
 İnsan suretinde gezinen iki ayak üzerindeki mahluklar arasında.
Bulduğunda zamanı durduracaktı büsbütün ve geçmişi de silecekti aklı sıra,
Yetebildiğin kadar bir başkasının hayatında.
Kim değildi ki kusursuz en kibirlisi bile pay bırakmışken kendine?
Bulunan sen misin yoksa senden öte olan mı ?
Bak yine acıyor işte

Kanıyor yine gözlerim.


Eylül 2013

Yorganın altına sokup sakladığım kafamdan habersiz ayaklarımdı sana yürüyen yıllar sonra,
Ve inanmayışındı bir araya getirip zorda olsa ağzımdan fışkıran cümleler,

Anlamını yitiren arsız ben….



5 Ocak 2014 Pazar

Eylül 2013

Biz bir hastalıktık
Doğu’da “deli” denileneceği  için hastaneye götürülmeyen hastalar türünden
Gerçeğinden korkan hastalar
Anlatmıyorduk işte, bilmesinlerdi
Sonra alırlardı , odalara koyarlardı bizi ayrı ayrı
İlaçlar verirlerdi onların dilinde
Bizim dilimizde insanlar
Basardık sonra hastalığımızın üstüne insanları
Ne vardı ki bilmezdik o insanlarda bizi basardı yaralarına
Kabuklanan yaralar soyulmaya başladı mı ,
İşte o zaman hissedilen acı ile acıtılırdı insanlar.
Bilerek kapatılan yaralara tuz olurdu artık kapatılanlar
Hep mi bile bile gelmişlerdi?
Hep mi bile bile kapatmıştık?
Hayır , dı!





Ağustos 2013

Sokağın başında duran delikanlılar kadar cesur
Evde oturan kız çocuğu kadar ürkek
Ve kimseyi kıramayacak kadar korkaktı, haklıyken bile.
Sakın ha, hakkını ve haklarını korurdu ama iş kendi duygularına gelince...
 Sorarlardı , ama cevapsız kalırlardı
Kim bilirdi ki en içlerine kadar herkesi özümseyebildiğini
Anlattıkça anlaşılmadığı için batıyordu
Anlatabildiği kadarıyla kabul göremiyordu kabul ettikleri gibi
Merhameti dağları aşıyor, içi hep ağlıyordu gözleri gülerken bile.
Göremeyenlere göstermeye takati kalmıyordu içini tırmalamaktan
Düşündüğü sadece sen, ben değildi
Gördüğü,duyduğu ve hissettiği tüm insanlar kadardı.


Ağustos 2013


Baktığımda gözlerimi kanatandı yaran
Düşünmezdin bildiğimi ve gördüğümü seni.
Kelimeleri yer, cümleleri bazen fütursuzca tükürürdüm sağa sola
Ve sonra kendimi aşağılar, kendimle kavga ederdim sakince.
Kötürüm gibi durur, lal gibi bağırır ve bir ama(kör) gibi bakardım sana
Beni karşında değil yanında tut derdim, susarak attığım çığlıkları duy ve bakışımı çöz isterdim hep
Ayrı bilmeseydin beni senden, gider miydim ana rahmine doğru yalnız?
Senin doğalındı benim doğam olmayan.
Üfledin bir kere Sur’a
Kopardım kıyametimi ben de kanıp sana
İşte şimdi kurtulan ruhumdu müebbet hapisten!
Varsa da yanacağı saçın renkli ateşte, acıtmazdı.
Dinlenir şimdi ruhumun fısıldadığı renkler yeryüzünden
Duyulmasa da rengi ,okursunuz sesini tesadüfen kendinizi ararken bulacağınız bir gökkuşağında
Yarım yamalak!!
Söylersin de beni yerine koyduklarına ve yerime koyulacak ya da koyulanlara çoktan.
Geçmiştim, gelecektim ve gitmeyecektim
Hani ben geçmiştim ya gitmemek için
Seni mi unutmuşum ben meğer
Üfleseymişim bunu,  indirirmiş şiddetinden tavanı meğer duvardaki çatlak sıva
“”Aaah ah bilirdim de lal olurdum duvarına…..””
Bakarız şimdi imitasyon insan gibi boşluğa
Sanmayınız ki benim de bir elim kolum dostum ya da bir tavşanım var
Gayet sıradan duvarlarım küflerim ve bir de nasırlarım var.
Hani şimdi saçlarında yanıyorum ya
İyi ki diyorum.


Özür diliyorum, büyüyoruz galiba utanmadan.




Ağustos 2013

Alt tarafı sessiz harfler kadardı susuşlarım
8 harf miydi beni eksik eden??
İçimden binlercesi çığlık atardı en derinine
Ah derdim, bir kerede açık unutulmuş olsa şu kapı 
Ben sessiz harflerle kurarım cümlelerimi,
Bundandır dokunmayışı ruhuna.

3 Ocak 2014 Cuma


Ağustos 2013

Ateşe anlatıyordu artık insanlar,
Yakılasıydı tüm rüyalar.
Hani ölmüşüm ya yarı,
İşte anca yarı ölüm gelirdi ayaklarına.
Sen şimdi o rüya senin bu rüya benim gezdirirken ruhunu,


Ben utanırım tüm uyanışlarımda.


Kasım 2013

Biz mi geçmişi yoksa geçmiş mi bizi kussun o en güzel rengine gecenin?
Seyretsek mi iç çekerek salıncaklarını ufak parkların yoksa düşürsede dizimiz mi kanasa gökyüzüne bakarken ?
Pazardan aldığım erikleri mi yesem tuzlayarak yoksa erik ağacına bir adım mı atsam arka bahçemdeki ?
Mavisini koklatsa bize şimdi başımız döner o bilyelerin renginden.
İçine hapsetmiş koca binalara mı sövmeli şimdi yoksa daha dün aldığın o pahalı ayakkabıya mı ?