5 Ocak 2014 Pazar

Ağustos 2013


Baktığımda gözlerimi kanatandı yaran
Düşünmezdin bildiğimi ve gördüğümü seni.
Kelimeleri yer, cümleleri bazen fütursuzca tükürürdüm sağa sola
Ve sonra kendimi aşağılar, kendimle kavga ederdim sakince.
Kötürüm gibi durur, lal gibi bağırır ve bir ama(kör) gibi bakardım sana
Beni karşında değil yanında tut derdim, susarak attığım çığlıkları duy ve bakışımı çöz isterdim hep
Ayrı bilmeseydin beni senden, gider miydim ana rahmine doğru yalnız?
Senin doğalındı benim doğam olmayan.
Üfledin bir kere Sur’a
Kopardım kıyametimi ben de kanıp sana
İşte şimdi kurtulan ruhumdu müebbet hapisten!
Varsa da yanacağı saçın renkli ateşte, acıtmazdı.
Dinlenir şimdi ruhumun fısıldadığı renkler yeryüzünden
Duyulmasa da rengi ,okursunuz sesini tesadüfen kendinizi ararken bulacağınız bir gökkuşağında
Yarım yamalak!!
Söylersin de beni yerine koyduklarına ve yerime koyulacak ya da koyulanlara çoktan.
Geçmiştim, gelecektim ve gitmeyecektim
Hani ben geçmiştim ya gitmemek için
Seni mi unutmuşum ben meğer
Üfleseymişim bunu,  indirirmiş şiddetinden tavanı meğer duvardaki çatlak sıva
“”Aaah ah bilirdim de lal olurdum duvarına…..””
Bakarız şimdi imitasyon insan gibi boşluğa
Sanmayınız ki benim de bir elim kolum dostum ya da bir tavşanım var
Gayet sıradan duvarlarım küflerim ve bir de nasırlarım var.
Hani şimdi saçlarında yanıyorum ya
İyi ki diyorum.


Özür diliyorum, büyüyoruz galiba utanmadan.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder