Dünya muamma anlamadım Dönüp durmada Bi yağmur bi güneş sezemedim Felek ne istersin benden Bilmeden atarsın türlü türlü Oyunların içine sezdirmezsin Parıldarken güneşin güldürmesin Kaybedip buldurup sevindirisin Music Video: Barkın Çoruh DÜNYA Live at POGE
11 Ekim 2015 Pazar
11 Ekim 2015
Yenilenen tüm hücrelerine kendinden üflüyordu
Fakat farkında değildi
Büsbütün üflediğiydi yenilemek istediği
Olduğu,olmak istediği ve -mış gibi yaptığı.
Olduğundan üflüyordu
Başka türlüsünü hiç bilmemişti, öğrenmemişti.
Bilmeyen de olduğu gibiydi.
11 Ekim 2015 Ben Göğüs kafesimde biriktirdiğim kelimeler... Aklımın çekimli halleri... Mastar halim. Ve yalın ben. Şimdi daha çokuz. Benden laflıyoruz bazen, Sonra sıkılıp biraz da beni konuşuyoruz. Laf lafı açıyor... Konu bana kadar geliyor. Sabahlara kadar çekiştiriyoruz... Sonra ben kalkıp gidiyorum. Ben yine kalıyorum benle baş başa.
6 Ağustos 2015 Perşembe
6 Temmuz 2015
Ve herşey menekşeyi koklamak gibiydi,
Koklayıp kendini unutmak.
Sonra kış geldi menekşeye,
Ve zaten hiçbir zaman olmayan kokusu tahayyül edilemez
oldu artık...
4 Mayıs 2015 Pazartesi
04 Mayıs 2015
Şunları bir araya toplayayım.
"Bir güzel muhabbet ederiz" diye düşündüm.
Mutfak işinden de anlarım, donattım sofrayı, bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.
Birinin yediğini öteki yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez...
Dört kişilik sofra kurdum.
Mumları da yaktım.
Hatırladım... hepsi eric satie severdi.
Müziği de ayarladım.
Geldiler.
Yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Kırk yaşımın karşısına da ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
Yatıştırayım dedim, "sen karışma moruk" dediler.
Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üsten duvarlara vurdular..
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı..
Evin içine de ettiler..
Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.
Can YÜCEL
13 Mart 2015 Cuma
13 Mart 2015 Yine en olmadık yere gizlenmişti keder ve ben yine büyük bir titizlikle onu bulmuştum. Hissetmiyor değildim, sadece bulamıyordum. Artık başbaşayız yine...
Zolf bar bad made ta nadahi bar badam (Saçlarını
rüzgara savurma da beni havalandırma, perişan etme)
Naz bonyad makon ta nakani bonyadam (Naza
başlama da varlığımı kökünden sökme)
Shohreye shahr masho ta nanaham sar dar kooh (Şehirde
meşhur olma da beni deli divane edip dağlara düşürme)
Shore shirin manama ta nakoni farhadam(Şirin
işvelerini gösterme de beni Ferhat etme) Mey makhor ba hame kas ta nakhoram khone jegar (Başkalarıyla
şarap içme de ciğer kanını içmeyeyim)
Sar makesh ta nakeshad sar be falak faryadam(Benden
baş çekip çekinme de feryadımı göklere yüceltme)
Zolf ra halghe makoon ta nakoni dar bandam (Saçlarını
halka halka dökme de beni bağlara, kayıtlara sokma)
Tore ra tab made ta
nadahi bad badam (Yüzünü o kadar güzelleştirme de beni
berbad etme)
Rokh bar afroze ke faregh koni az barge golam (Yanağını yalınlandır
da beni gülden vazgeçir)
Ghad barafraz ke az sarv koni azadam (Boyunu
yücelt de serviyi seyretme kaydından da geçeyim)
Yare bigane masho ta nabari az khisham (Yabancı bir dost
gibi durma da beni kendimden geçirme)
Ghame aghyar makhor ta nakoni nashadam (Ağyarın
gamını yeme de neşemi bozma)
Zolf ra halghe makoon ta nakoni dar bandam (Saçlarını
halka halka dökme de beni bağlara, kayıtlara sokma)
Leylâ-yi men kocâ mî
berî (Leyla'mı
nereye götürüyorsun?)
Bâ borden-i, leylâ-yi
men, cân u dil-i merâ mî berî(Leyla'm, canım ve yüreğim olduğu halde?) Ey sârebân kocâ mî revî (Ey kervancı,
nereye gidiyorsun?)
Leylâ-ye mân çerâ mî
berî (Leyla'mı
niçin götürüyorsun?) Der besten-i peymân-e mâ
tenhâ govâh-e mâ şod hodâ (Birbirimize
yalnızken verdiğimiz sözlere Allah şahitken?)
Tâ în cehân ber pâ
boved in aşk mâ bemâned be câ (Ve aşkımızın karar kılmadığı hiçbir yer yokken?) Ey sârebân kocâ mî
revî (Ey kervancı, nereye gidiyorsun?)
Leylâ-ye mân çerâ mî
berî (Leyla'mı
niçin götürüyorsun?) Temâmî-ye dînem be donyâ-ye
fânî (İnancımın tamamı fani bir dünyaya dair) Şerâr-i aşkî ki şod zindegânî (Aşkın kıvılcımları
ki yaşamın kendisidir)
Be yâd-i yârî hoşâ
katre eşkî (Yarin
hatırası aşkın bir katresinden daha güzeldir) Be sûz-e eşkî hoşâ
zindegânî (Aşkın ateşi yaşamaktan daha güzeldir)
Hemîşe hodâ yâ
mehebbet-i dilha (Yarabbi gönüllerdeki muhabbeti her zaman sakla) Be
dilhâ bemâned besân-e dil-i mâ (Benim gönlümde sakladığın gibi)
Ki leylî u mecnûn
fesâne şeved (Leyla ile Mecnun efsane oldular)
Hikâyet-i mâ câvidâne
şeved (Bizim
hikayemizse sonsuza ulaştı) To eknûn ze aşkem girîzânî(Sen hâlâ kaçamak
aşkımsın)
Gamem râ ze çeşmem
nemî hânî (Gözümden
okunmaz ki derdim)
Der in gam çe hâlem
nemî dânî(Bilinmez
gam içinde ne hallerdeyim) Pes ez
tô nebûdem berâye hodâ(Allah biliyor ki senden sonra yaşamadım) To
merg-e dilem râ bebîn u berû (Gönlümün çayırlığını gör ve git)
Çû tûfan sehtî ze
şâhe-i gam (Tufan
gibi yık derdin dallarını) Gol-e
hestîem râ be-çîn o berû(Gülüm ben, derip de git)
Ki hestem men ân
dirahtî (Ki gül
ağacıyım) Ki der
pây-e tûfân nişesti (Tufanın dibinde oturan) Heme şâhehâ
vucûdeş(Vücudumun bütün
dallarını)
Ze heşm-e tebiet
şikeste (Tabiatın
hışmıyla kır) Ey sârebân, ey kârevân (Ey kervancı,
ey kervan! )
Leylâ-yi men kocâ mî
berî (Leyla'mı
nereye götürüyorsun?) Bâ borden-i, leylâ-yi men,
cân u dil-i merâ mî berî (Leyla'm, canım ve
yüreğim olduğu halde?) Ey sârebân kocâ mî revî (Ey kervancı,
nereye gidiyorsun?)
Leylâ-ye mân çerâ mî
berî (Leyla'mı
niçin götürüyorsun?)
18 Şubat 2015 İçine doğru her yol açışın göz çevrende belirirdi, Gönüllü atardım adımlarımı o kıvrımlı çizgilere, kabuklarını unutarak yaralarımın.. Ve her dönüş yolunda kanaması için koparırdım kabuklarını tekrar tekrar. Tuzlaya tuzlaya tamamlardım yolculuğu. Sendelemek değil, bütünüyle düşmek denirdi benimkilere. Sonra yine ve yine...